SBS Kurs Planları

     2008-2009 EĞİTİM  ÖĞRETİM YILI HÜRRİYET  İLKÖĞRETİM OKULU 8. SINIFLAR
                 MATEMATİK DERSİ  SBS’YE HAZIRLIK KURSU ÇALIŞMA PLANI
AY HAFTA SAAT KONU KAYNAK
ARAÇ
GEREÇ
YÖNTEM
TEKNİK
EKİM 1.HAFTA 2 Kümeler,Tam sayılar Yaprak test Problem çözme
  2 Rasyonel sayılar Yaprak test Problem çözme
2.HAFTA 2 Asal sayılar ve bölünebilme Yaprak test Problem çözme
  2 Obeb-Okek Yaprak test Problem çözme
3.HAFTA 2 Sayı-kesir problemleri 1 Yaprak test Problem çözme
  2 Sayı-kesir problemleri 2 Yaprak test Problem çözme
4.HAFTA  2 Oran-orantı Yaprak test Problem çözme
  2 Köklü sayılar Yaprak test Problem çözme
5.HAFTA 2 Harfli ifadeler ve dört işlem 1 Yaprak test Problem çözme
  2 Konu ile ilgili  karma test çözümü Yaprak test Problem çözme
KASIM   2 Özdeşlik Yaprak test Problem çözme
1.HAFTA 2 Çarpanlara ayırma ve özdeşlikler Yaprak test Problem çözme
  2 Çarpanlara ayırma  Yaprak test Problem çözme
2.HAFTA 2 Bir bilinmeyenli denklem Yaprak test Problem çözme
  2 İki bilinmeyenli denklem Yaprak test Problem çözme
3.HAFTA 2 Eşitsizlikler Yaprak test Problem çözme
  2 Rakam-sayı çözümleme Yaprak test Problem çözme
4.HAFTA 2 Konu ile ilgili  karma test çözümü Yaprak test Problem çözme
ARALIK   2 Tek-çift-ardışık sayılar Yaprak test Problem çözme
1.HAFTA 2 Oran-orantı Yaprak test Problem çözme
  2 Aritmetik ortalama Yaprak test Problem çözme
2.HAFTA 2 Yüzde-faiz problemleri Yaprak test Problem çözme
  2 Hareket problemleri Yaprak test Problem çözme
3.HAFTA 2 Konu ile ilgili  karma test çözümü Yaprak test Problem çözme
OCAK   2 Hacim-sıvı-ağırlık-zaman ölçüleri Yaprak test Problem çözme
1.HAFTA 2 Doğrunun analitiği Yaprak test Problem çözme
  2 Analitik düzlem ve simetri Yaprak test Problem çözme
2.HAFTA 2 Koordinat sistemi-Eşitsizlik Yaprak test Problem çözme
  2 Geometrik kavramlar-Eşitsizlik Yaprak test Problem çözme
3.HAFTA 2 Geometrik kavramlar- Yaprak test Problem çözme
  2 Açı çeşitleri Yaprak test Problem çözme
4.HAFTA 2 Konu ile ilgili  karma test çözümü Yaprak test Problem çözme
ŞUBAT   2 Üçgenlerde açılar ve kenarlar Yaprak test Problem çözme
1.HAFTA 2 Üçgende açılar 1-2 Yaprak test Problem çözme
  2 Üçgende alan Yaprak test Problem çözme
2.HAFTA 2 Üçgende eşlik ve benzerlik 1 Yaprak test Problem çözme
  2 Üçgende eşlik ve benzerlik 2 Yaprak test Problem çözme
3.HAFTA 2 Konu ile ilgili  karma test çözümü Yaprak test Problem çözme
MART   2 Trigonometri 1 Yaprak test Problem çözme
1.HAFTA 2 Çokgenler Yaprak test Problem çözme
  2 Paralelkenar 1 Yaprak test Problem çözme
2.HAFTA 2 Paralelkenar 2 Yaprak test Problem çözme
  2 Dikdörtgen Yaprak test Problem çözme
3.HAFTA 2 Yamuk Yaprak test Problem çözme
  2 Deltoid Yaprak testi Problem çözme
4.HAFTA 2 Konu ile ilgili  karma test çözümü Yaprak test Problem çözme
AY   SAAT KONU KAYNAK
ARAÇ
GEREÇ
YÖNTEM
TEKNİK
NİSAN 1.HAFTA 2 Eşkenar dörtgen Yaprak test Problem çözme
  2 Pisagor ve öklit bağıntısı 1 Yaprak test Problem çözme
2.HAFTA 2 Pisagor ve öklit bağıntısı 2 Yaprak test Problem çözme
  2 Çember-Daire 1 Yaprak test Problem çözme
3.HAFTA 2 Çember-Daire 2 Yaprak test Problem çözme
  2 Faktöriyel-Genel çarpma Yaprak test Problem çözme
4.HAFTA 2 Permütasyon Yaprak test Problem çözme
  2 Olasılık Yaprak test Problem çözme
5.HAFTA 2 Prizmalar,Pramitler Yaprak test Problem çözme
  2 Konu ile ilgili  karma test çözümü Yaprak test Problem çözme
MAYIS   2 Trigonometri Yaprak test Problem çözme
1.HAFTA 2 Modüler aritmetik 1 Yaprak test Problem çözme
  2 Modüler aritmetik 2 Yaprak test Problem çözme
2.HAFTA 2 İşlem Yaprak test Problem çözme
  2 İstatistik ve grafikler 1 Yaprak test Problem çözme
3.HAFTA 2 İstatistik ve grafikler 2 Yaprak test Problem çözme
  2 Uzunluk-alan ölçüleri Yaprak testi Problem çözme
4.HAFTA 2 Arazi ölçüleri Yaprak test Problem çözme
2 Ölçülerle ilgili Problem çözümü Yaprak test Problem çözme
HAZİRAN   2 Konu ile ilgili  karma test çözümü Yaprak test Problem çözme
1.HAFTA 2 OKS deneme sınavı Yaprak test Problem çözme
Ömer ÖZERDEMİR                                    Ömer KIRDAK
MatematikÖğretmeni                                    Okul Müdürü    

SBS Kurs Açma Dilekçesi

HÜRRİYET İLKÖĞRETİM OKULU MÜDÜRLÜĞÜNE

                                                                                             ÇORUM

 

 

Okulda öğrencilerin isteği üzerine …….. 2008 -  ……….. 2009 tarihleri arasında 7.Sınıflar SBS’ye hazırlık kursu açmak istiyorum.

 Gereğinin yapılmasını arz ve talep ederim……..2008

 

 

 

 

 

 

Adres: Hürriyet İlköğretim Okulu                                  Ömer ÖZERDEMİR

                                                                                   Matematik Öğretmeni

7.sınıf SBS Kurs Planları

HÜRRİYET İLKÖĞRETİM OKULU MATEMATİK DERSİ

2008-2009 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 7. SINIF SBS HAZIRLIK KURS PROGRAMI

AYLAR

SAAT

TARİH VE YER

KONULAR

KASIM

4 DERS SAATİ

1-2.11.2007   DERSLİK

Tam Sayılar

KASIM

4 DERS SAATİ

7-9.11.2007   DERSLİK

Rasyonel Sayılar

KASIM

4 DERS SAATİ

14-16.11.2007   DERSLİK

Rasyonel Sayılarla İşlemler

KASIM

4 DERS SAATİ

21-23.11.2007   DERSLİK

Rasyonel Sayılarla İşlemler

KASIM

4 DERS SAATİ

28-30.11.2007   DERSLİK

Cebirsel İfadeler

ARALIK

4 DERS SAATİ

5-7.12.2007   DERSLİK

Cebirsel İfadeler

ARALIK

4 DERS SAATİ

12-14.12.2007   DERSLİK

Çember ve Daire

ARALIK

4 DERS SAATİ

26-28.12.2007   DERSLİK

Çember ve Daire

OCAK

4 DERS SAATİ

2-4.01.2008   DERSLİK

Oran ve Orantı

OCAK

4 DERS SAATİ

9-11.01.2008   DERSLİK

Oran ve Orantı

OCAK

4 DERS SAATİ

16-18.01.2008   DERSLİK

Çokgenler

OCAK

4 DERS SAATİ

23-25.01.2008   DERSLİK

Çokgenler

ŞUBAT

4 DERS SAATİ

13-15.02.2008   DERSLİK

Grafikler

ŞUBAT

4 DERS SAATİ

20-22.02.2008   DERSLİK

Grafikler

ŞUBAT

4 DERS SAATİ

27-29.02.2008   DERSLİK

Rasyonel Sayılarda Çok Adımlı İşlemler

MART

4 DERS SAATİ

5-7.03.2008   DERSLİK

Doğrusal Denklemler ve Grafikler

MART

4 DERS SAATİ

12-14.03.2008   DERSLİK

Doğrusal Denklemler ve Grafikler

MART

4 DERS SAATİ

19-21.03.2008   DERSLİK

Olasılık

MART

4 DERS SAATİ

26-28.03.2008   DERSLİK

Olasılık

NİSAN

4 DERS SAATİ

2-4.04.2008   DERSLİK

Ayna ve Dönme Simetrisi

NİSAN

4 DERS SAATİ

9-11.04.2008   DERSLİK

Üslü Sayılar

NİSAN

4 DERS SAATİ

16-18.04.2008   DERSLİK

Üslü Sayılar

NİSAN

4 DERS SAATİ

23-25.04.2008   DERSLİK

Yüzde Hesapları ile İlgili Problemler

MAYIS

4 DERS SAATİ

30-2.05.2008   DERSLİK

Yüzde Hesapları ile İlgili Problemler

MAYIS

4 DERS SAATİ

7-9.05.2008   DERSLİK

Geometrik Cisimler

MAYIS

4 DERS SAATİ

14-16.05.2008   DERSLİK

Geometrik Cisimler

MAYIS

4 DERS SAATİ

21-23.05.2008   DERSLİK

Alan ve Hacim Bağıntıları

MAYIS

4 DERS SAATİ

28-30.05.2008   DERSLİK

Alan ve Hacim Bağıntıları

 

 

 

 Ömer ÖZERDEMİR

Matematik Öğretmeni

SBS Kurs Planı

 

………………………………..İLKÖĞRETİM OKULU MATEMATİK DERSİ

………………. EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 6. SINIF SBS HAZIRLIK KURS PROGRAMI

 

AYLAR

SAAT

TARİH VE YER

KONULAR

EKİM

2 DERS SAATİ

03.10.2007   DERSLİK

Kümeler

EKİM

2 DERS SAATİ

10.10.2007   DERSLİK

Kümeler

EKİM

2 DERS SAATİ

17.10.2007   DERSLİK

Olasılık

EKİM

2 DERS SAATİ

24.10.2007   DERSLİK

Olasılık

EKİM

2 DERS SAATİ

31.10.2007   DERSLİK

İstatistik

KASIM

2 DERS SAATİ

07.11.2007   DERSLİK

Tam Sayılar

KASIM

2 DERS SAATİ

14.11.2007   DERSLİK

Tam Sayılar

KASIM

2 DERS SAATİ

21.11.2007   DERSLİK

Çarpanlar ve Katlar

KASIM

2 DERS SAATİ

28.11.2007   DERSLİK

Çarpanlar ve Katlar

ARALIK

2 DERS SAATİ

05.12.2007   DERSLİK

Kesirler

ARALIK

2 DERS SAATİ

12.12.2007   DERSLİK

Kesirler

ARALIK

2 DERS SAATİ

19.12.2007   DERSLİK

Ondalık Kesirler

ARALIK

2 DERS SAATİ

26.12.2007   DERSLİK

Ondalık Kesirlerle İşlemler

OCAK

2 DERS SAATİ

02.01.2008   DERSLİK

Ondalık Kesirlerle İşlemler

OCAK

2 DERS SAATİ

09.01.2008   DERSLİK

Ölçüler

OCAK

2 DERS SAATİ

16.01.2008   DERSLİK

Geometrik Kavramlar

OCAK

2 DERS SAATİ

23.01.2008   DERSLİK

Açılar

ŞUBAT

2 DERS SAATİ

13.02.2008   DERSLİK

Öteleme

ŞUBAT

2 DERS SAATİ

20.02.2008   DERSLİK

Çokgenler

ŞUBAT

2 DERS SAATİ

27.02.2008   DERSLİK

Çokgenler

MART

2 DERS SAATİ

05.03.2008   DERSLİK

Oran ve Orantı

MART

2 DERS SAATİ

12.03.2008   DERSLİK

Benzerlik

MART

2 DERS SAATİ

19.03.2008   DERSLİK

Çevre Uzunluğu Bulma

MART

2 DERS SAATİ

26.03.2008   DERSLİK

Denklemler

NİSAN

2 DERS SAATİ

02.04.2008   DERSLİK

Denklemler

NİSAN

2 DERS SAATİ

09.04.2008   DERSLİK

Alan Ölçme

NİSAN

2 DERS SAATİ

16.04.2008   DERSLİK

Prizmalar

NİSAN

2 DERS SAATİ

30.04.2008   DERSLİK

Prizmalar

MAYIS

2 DERS SAATİ

07.05.2008   DERSLİK

Hacimler

MAYIS

2 DERS SAATİ

14.05.2008   DERSLİK

Hacimler

MAYIS

2 DERS SAATİ

21.05.2008   DERSLİK

Birimler ve Alanlar

MAYIS

2 DERS SAATİ

28.05.2008   DERSLİK

Birimler ve Alanlar

İŞTE MATEMATİĞİ ÖĞRENMENİN KISA YOLU

İŞTE MATEMATİĞİ KOLAY ÖĞRENME YOLU!

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, matematik eğitimi sırasında somut örnekler vermek en iyi yöntem değil.

Araştırmanın yapıldığı Ohio Eyalet Üniversitesinin tanımalı bilim merkezi müdürü Vladimir Sloutsky, “Matematiği somut bir örnekten yola çıkarak anlatmak çok zor. Somut örnekler, öğrenilenleri sınamak için iyi bir yöntem olabilir, ancak eğitim aracı olarak kötü yöntem” diye konuştu.

Amerikan Science dergisinin bugünkü sayısında yayımlanan araştırmaya göre, matematiği somut örneklerle öğrenen öğrenciler, soyut eğitim tarzıyla öğrenenlerle kıyaslandıklarında bunları yeni bir bağlamda kullanmakta sıkıntı çekiyorlar.

Araştırmanın eşbaşkanlarından Jennifer Kaminski, soyut yöntem formülünü öğrenmedilerse “A treni B treni ile ne zaman karşılaşır?” sorusunu çözen öğrencilerin büyük bölümünün, bu çözümü diğer örneklere uygulamayamadıklarını belirtti.

EN İYİ YÖNTEM SOYUT ÖĞRETME TEKNİĞİ

Teorilerini 4 gruba ayırdıkları 80 öğrenci üzerinde sınayan araştırmacılar, bir aritmetik sorusunun çözümünü ilk üç gruba ayrı ayrı 3 somut örnek vererek, dördüncü gruba da soyut anlatım tekniğiyle öğrettiler.

Araştırmacılar daha sonra öğrettiklerini sınamak için çoktan seçmeli bir soruyu 80 öğrencinin tamamına sordular.

Soyut yöntemle hesaplamayı öğrenenlerin yüzde 80′i doğru yanıt verirken, büyük bölümünün “kafadan atarak işlem yaptığı” diğer gruplarda sadece yüzde 43 ila yüzde 51 oranında doğru yanıt çıktı.

Vladimir Sloutsky, somut örneklerin, öğrencilerin bizzat kavrama odaklanmalarına bile engel olabilecek biçimde ilgilerini dağıtabileceğini belirterek, araştırma sonuçlarının pedagojide uzun zamandır inanılanları tartışmaya açtığına işaret etti.

Jennifer Kaminski de “Bu kavramları çok sembolik yöntemlerle anlatmak zorundayız. Öğrenciler böylece bunları çeşitli alanlara uygulamaya çok daha hazırlıklı olurlar” dedi.

SBS Hakkında

SINAVDA ÇIKACAK SORU SAYISI
Türkçe:
19 soru (6. sınıf), 21 soru (7. sınıf), 23 soru (8. sınıf)
Matematik: 16 soru (6. sınıf), 18 soru (7. sınıf), 20 soru (8. sınıf)
Fen Bilgisi: 16 soru (6. sınıf), 18 soru (7. sınıf), 20 soru (8. sınıf)
Sosyal Bilgiler: 16 soru (6. sınıf), 18 soru (7. sınıf), 20 soru (8. sınıf)
Yabancı Dil: 13 soru (6. sınıf), 15 soru (7. sınıf), 17 soru (8. sınıf)

Derslerin ağırlıkları aynı olmayacak, testlerin ağırlık katsayılarında Türkçe ve matematik testlerinin ağırlığı 4, fen bilgisi ve sosyal bilimler testlerinin ağırlığı 3 ve yabancı dil testinin ağırlığı ise 1 olacak. Sınavda tek puan türü hesaplanacak.

Çelik bu konuda da, “Özellikle Türkçe-Matemetik, Matematik-Fen denilen sistemin üniversiteye girişte olmasının daha uygun olacağını düşünüyoruz. İlköğretimdeki çocuklarımız, bütün dersleri alıyorlar. Alanlara ayrılma olmadığına göre, aldığı tüm derslerden tek bir puan ile değerlendirilmelerinin çok daha doğru olacağını düşünüyoruz” diye konuştu.

SBS’DE ÜCRET YOK, GİRME ZORUNLULUĞU YOK
SBS tüm ilköğretim öğrencileri için zorunlu değil. SBS’de alınan puanların uygulanması genel liselerde, Anadolu uygulaması yapmayan meslek liselerinde ve özel yetenekle öğrenci alan spor liseleri ve güzel sanatlar liselerinde söz konusu olmayacak.

Bu yıl 7. sınıfta SBS’ye girecek öğrenciler için farklı bir uygulama yapılacak. 7. sınıfta girilecek SBS’nin yüzde 40’ı etkili olacak, bu öğrencilerin 8. sınıfa geçmesiyle de bu sınıfta sınavın yüzde 60’ı etkili olacak.

Bir öğrenci 6. sınıfta spor lisesine ya da güzel sanatlar lisesine girme amacıyla sınava girmezse bir üst sınıfa geçtikten sonra kararı değiştiyse bu sınavın tekrarı olmayacak. Öğrenciye kaçırdığı sınavdaki en düşük SBS puanı verilecek.

OKS’nin bu yıl son kez yapılacak, yeni sistemin bütünüyle 2009-2010 eğitim-öğretim yılında uygulanacak.

BAŞVURU ÜCRETİ 10 YTL
Bugüne kadar OKS’ye başvuran öğrencilerden alınan 15 YTL’lik ücret 10 YTL’ye indirildi.

Puanlar, kontenjanlar ve yerleştirme elektronik ortamda, puan üstünlüğü esasına göre yapılacak.

PİLOT SINAV
Yeni sistemin öğretmenler tarafından anlaşılması, öğrenciler tarafından da soru biçimlerinin görülmesi için Aralık ayında 150 okulda “pilot sınav uygulaması” yapılacak. Sınav 4 aylık döneme ait konuları kapsayacak. Bunun dışında bakanlıkça “örnek sorular” yayınlanacak.

Öğrenci ve öğretmenlere anket uygulanarak soruların yeni öğretim programlarına uygun olup olmadığı belirlenecek.

                                                                                                   Ömer ÖZERDEMİR

                                                                                                  Matematik Öğretmeni 

                                                                                                    BAŞARILAR!!!

Rehberlik

ETKİLİ ÖĞRENME

  Öğrenme, yaşantı veya uygulama sonucu, davranışta oluşan oldukça kalıcı değişikliklerdir. Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi öğrenmede üç unsur öne çıkmaktadır: Birincisi, öğrenme olması için davranışta değişme olması; ikincisi, değişikliğin yaşantı sonucu meydana gelmesi; üçüncüsü ise, değişikliğin öğrenme sayılması için kalıcı olmasının gerekliliğidir.

Öğrenme fizyolojik olarak yeni sinir yollarının açılması, yeni sinapstik bağların kurulması, çeşitli nöronlar arasında meydana gelen yeni devrelerin iletime hazır hâle geçişi, yeni düzenlemelerin elektrokimyasal sinir akımında değişmelerle sonuçlanmasıdır.

Herhangi bir yaşantı yani öğrenme, sinir sisteminin en küçük parçaları olan nöronlar arsında birtakım bağların kurulmasını sağlar.  Tekrar çalışmaları ise bu bağların kuvvetlenmesiyle yani öğrenmenin pekişmesiyle sonuçlanır.

Öyleyse insan davranışlarını ve özelliklerini belirleyen etkenler kalıtım, çevre ve zamandır. Bu anlatılanların öğrenme ile ilgisine gelince: İnsan potansiyel olarak bir öğrenme kapasitesine sahiptir. Uygun bir çevrede ve belirli bir süreçte bu öğrenme gerçekleşir.

Öğrenmenin temelinde algı vardır. Duyu organları ile gelen nesnelere ve olaylara ait izlenimlere algı denir. İnsan organizmasının dış dünya ile ilişkisi alıcılar ve etkileyiciler yardımıyla olur. Uyaranlar çevresel sinir sisteminin parçası olan göz, kulak, burun, deri, dil gibi alıcı organları harekete geçirir ve uyartı alıcı organdan sinir sistemi aracılığıyla etkileyici organa (beyin) geçer. Etkileyici organ da bu uyarana tepki gösterir. Uyartının iletilmesi sinirler, hücreler ve hormonlar yoluyla gerçekleşmektedir. Bunları öğrenme açısından şu şekilde yorumlayabiliriz: Görme, işitme, hissetme, tat alma, koklama duyuları aracılığı ile uyartılar göz, kulak, deri, dil ve burun gibi alıcı organlara gelir. Bu organlardaki sinirler aracılığı ile beyne ulaşır. Daha sonra ise beyindeki ilgili merkeze gider. Öğrenme bu şekilde gerçekleşir.

Öğrenmenin ilk aşaması ihtiyaçtır. Öğrenme mekanizmasının çalışması insanın yaşamını sürdürmesi için gerekli olan bilişsel (bilgi), duyuşsal (duygu) veya devimsel (hareket) davranışları gerçekleştirmeye yönelik ihtiyacın ortaya çıkmasına bağlıdır. Algılamaya etki eden en önemli faktör dikkattir.

Öğrenme için gerekli olan şartlardan biri de uyarılmadır. Öğrenme için organizmanın yeterli düzeyde uyarılması gerekir. Gerekenden az uyarılmada öğrenme olmaz. Örneğin uyku hâlinde öğrenme olmaz. Uyarılma çok fazla ise öğrenme yine olmaz.

Ön hazırlık öğrenme için gereklidir. Öğrenmede hazırlık, kişinin herhangi bir şeyi öğrenebilecek veya yapabilecek duruma gelmesidir. Bu, olgunlaşmanın yanında öğrenme için gerekli ön bilgi, beceri ve tutumun kazanılması demektir. Yani bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yönden hazır bulunmak öğrenmeyi olumlu etkiler.

Bilgilerin anlaşılabilir olması, öğrenmenin gerçekleşmesi açısından önemlidir. Öğrenilebilir bilginin hangi yöntemle öğrenileceğinin belirlenmesi  de öğrenmeyi etkiler. Öğrenmenin yapıldığı ortam ve öğreticinin nitelikli olması da öğrenme açısından önemlidir.

 

MATEMATİK KORKUSUNDAN NASIL KURTULABİLİRSİNİZ ?

 

 

 

MATEMATİK fobik misiniz?

Kim korkar matematikten?Neden matematik öğreniyoruz? Konuştuğunuz herkesin matematikle ilgili söyleyecek bir şeyleri vardır. Bazı insanlar matematiği sever, kimileri ise pek hoşlanmaz.

Bazı öğrencilere göre matematik birçok kural ve formülden oluşan bir derstir. Kimine göre ise, matematik hayatın içindedir. Alışverişte bir şey satın alacağımız zaman, yemek yaparken kullanacağımız malzemenin ölçüsünü ayarlarken, ya da bir bina inşa ederken, yani sık sık kullandığımız bir şeydir. Öyleyse matematik sadece sayılardan ibaret bir ders midir?

Elbette sayıların önemi tartışılmaz; fakat matematik aynı zamanda, ilişkileri görmeyi, sebeb-sonuç ilişkisini kurabilmeyi, okuma ve yazmayı, tabloları, resimleri, grafikleri yorumlayıp kullanabilmeyi içerir. Bulmaca çözmek, gazete okumak gibi gündelik faaliyetlerimiz aynı zamanda bizim için birer matematik alıştırmasıdır.

Matematik sınavında heyecanlanıyorum

Ders zamanı ayaklarım geri geri gidiyor

Tahtaya kalkmak benim için bir kâbus

Konular daha zorlaşacak mı?

Matematik kaygısı!

Matematik dersine gireceğim zaman ayaklarım geri geri gidiyor. Derste tahtaya kalkmak benim için bir kabus. Derste soru sormaya çekiniyorum. Şimdi bazı işlemleri anlayabiliyorum ama ileride konuların daha zorlaşacağından endişeleniyorum. En fazla matematik sınavına gireceğim zaman heyecanlanıyorum. Sınava nasıl hazırlanacağımı bilmiyorum. Derste konuları anlıyorum; ama eve geldiğimde, sanki hiç sınıfta bulunmamışım gibiyim. Matematik dersinden kalmaktan korkuyorum.

Yukarıdaki ifadeler sizden bir şeyler barındırıyorsa, matematik kaygısı taşıyor olabilirsiniz. Matematik kaygısı, matematik dersine karşı duyulan duygusal bir tepkidir. Geçmişte yaşanmış olumsuz ve deneyimlerden kaynaklanır. Bu, ileriki öğrenmeleri de engeller.

Matematik korkusundan nasıl kurtulabilirsiniz?

Öncelikle matematiksel geçmişinizi tespit edin

İşlem kabiliyetiniz yetersiz ise matematiğin temel konularını çalışmakla işe başlayabilirsiniz. İşlem kabiliyeti, matematiğin ABCsi gibidir. Nasıl ki harfleri bilmeden okuma-yazma öğrenemezseniz; işlem yapmayı bilmeden matematiğin diğer konularını öğrenmeniz mümkün değildir.

Eğer işlem kabiliyetiniz düşük ise ders çalışmaya dört işlem, rasyonel sayılar ve işlemler, köklü ve üslü ifadeler, çarpanlara ayırma, özdeşikler konularıyla başlayabilirsiniz. İlköğretim öğrencileri özellikle dört işlem kabiliyetini (toplama, çıkarma, bölme, çarpma) çok iyi edinmiş olmalıdır.

İşlem kabiliyetiniz iyi, fakat konuları anlamakta güçlük çekiyorsanız; ders çalışırken konuları kavramaya daha fazla vakit ayırmalısınız. Özellikle matematiğin en güç alanı çeşitli problem tiplerini birbirinden ayırt edebilmektir. Yani hangi problem nasıl çözülür? Bu ayırımı yapabilme seviyesine gelene kadar konu çalışmasına devam edin.

Birçok matematik kitabının sonunda konu tekrar problemleri vardır. Her konunun sonundan bir problem seçerek, bu problemler arasındaki farklılıkları not edin. Her problemin çözümü için yapmanız gereken, ilk basamağı yazın. Mesela; OBEB ile OKEK problemleri arasındaki fark nedir? Yaş problemleri ile işçi problemlerini nasıl ayırt ederim ve her biri için işleme nasıl başlarım gibi. Güçlük çektiğiniz konuları asla atlamayın. Onları iyice öğrenmeden yeni konuya geçmeyin. Örnek problemleri işlem basamaklarını iyice kavrayana kadar tekrar tekrar çözün. Bunun vakit alacağını da aklınızdan çıkarmayın.

İşlem kabiliyetiniz iyi, konuları anlıyor fakat çok hata yapıyorsanız; konu çalışmasından çok pratik yapmaya zaman ayırmalısınız. Bir konuda kendinizden emin olana kadar çok örnek çözün. Problem çözerken yanınızda bir saat bulundurun ve bir müddet sonra gittikçe kısalan sürelerde problemi çözüp çözemediğinizi kontrol edin.

Konuları küçük parçalara ayırın ve basit

örneklerden zor örneklere doğru ilerleyin

Matematik dersinde elde edeceğiniz başarılar, geçmiş olumsuz deneyimlerinizin izini silecek, gelecek öğrenmeleriniz için yol açacaktır. Bunun için eksiklerinizi bir an önce telafi etmeye başlayın. Basit konuları çok iyi anlayana ve problem çözümünde yeterince otomatikleşinceye kadar soru çözmeye devam edin.

Olumsuz iç konuşmalara son verin

Bunu asla anlayamam, bu problemi çözmem imkansız, başaramayacağım gibi içinizde sürekli tekrarlanan iç konuşmalarınıza kulak vermeyin. Olumsuz iç konuşmaların insana hiçbir faydası yoktur. Bu konuşmalardan kurtulmak için şu yöntemi kullanabilirsiniz:

Olumsuz iç konuşmalarınız başladığı zaman gözlerinizi kapatın ve konuşan sesi bir hoparlör gibi düşünün.

Şimdi bu sesi (hoparlörü) öne çağırın gelsin. Ne diyor? Bu sese ihtiyacınız var mı? Size bir faydası var mı? Eğer cevabınız olumsuz ise o hoparlörün sesini kısın, artık hiçbir şey söyleyemesin.

Ya da o sesi kaale almadığınız biri karşınızda konuşuyormuş gibi düşünün (mesela bir çizgi film karakteri gibi)

Matematik dersine nasıl çalışılır?

1 İhtiyaç duyduğunuzda öğretmeninizden ya da bilen bir kişiden yardım isteyin. Yapamadığınız soruların yanına bir işaret koyun. Ev ödevlerinde yapamadığınız soruları atlamayın. En kısa zamanda bu soruların çözümlerini bilen birinden öğrenin.

2 Sadece öğretmeni izleyerek konuyu anlayamayacağınızı unutmayın. Mümkün olduğunca çok örnek çözün.

3 Kuralları, formülleri, işlem basamaklarını küçük kartlara yazın. Bu kartlardan birini rastgele çekerek kural veya formül hakkında neler bildiğinizi kontrol edin. Bunu arkadaşlarınızla ya da aile fertlerinizle bir oyun haline getirebilirsiniz

4 Bir arkadaşınızla birlikte çalışın. Araştırmalar, grupla çalışan kişilerin yalnız çalışanlara göre daha iyi performans gösterdiklerini ispatlamıştır. Zaman zaman birbirinizin işlemlerini kontrol edin.

5 Konunun başlığını muhakkak yazın. Eve geldiğiniz zaman ödev yapmaya başlamadan önce defterinizdeki başlığı renkli bir kalemle çizin. Bu sizin ne yaptığınızı görmenize yardımcı olacaktır.

6 İşlem yaparken her basamağın yanına ne yaptığınızı kendi kelimelerinizle tekrar not edin.

Niye matematik en korkunç ders?

Matematik, endüstrileşmiş toplumun hemen hemen her ürününde var. Hiçbir gökdelen, hiçbir cep telefonu veya antibiyotik matematik olmadan geliştirilemezdi. Gündelik yaşamda ne kadar çok matematik bilgisi varsa bunları kullanmak için o kadar az matematik bilgisi gerekiyor.

Avrupa genelinde yüz binlerce öğrenci OECD adına uluslararası bir uzman ekibi tarafından hazırlanan Programme for International Student Assessmentın soru formlarını doldurdu. Araştırma daha çok öğrencilerin matematik kabiliyetini ölçmeye dayanıyordu. Türkiye 40 ülke arasında matematikte 33. sırada, okumada 33. sıra ve tabiat bilimlerinde 35. sırada kaldı.

Matematik soruları, ezbere dayanmayan problemlerden oluşuyordu. Öğrencilerden formüllerle uğraşmak yerine matematiğin dünyada oynadığı rolünü kavrayarak, mantıklı bir şekilde uygulamaları istendi.

Gündelik yaşamdaki soruların matematik diline çevrilmesi eğitimciler tarafından dilimize aşağı yukarı matematik okuryazarlığı olarak çevrilebilecek, Matematical Literacy olarak adlandırılmakta. Başarılı Pisa öğrencileri her test sorusu için uygun formülü aramak zorunda olmasalar da, soruyu çok iyi anlamak zorundadırlar.

Örneğin 1998 ve 1999 yılları arasında gerçekleştirilen gasp olaylarının gösterildiği bir grafiği, şu soruya göre yorumlamak zorundalar: Gasp olaylarının arttığı doğru mudur?

Öğrencilerin birçoğu evet diyor. Sonuçta yandaki sütun çok daha yüksektir. Oysa eksenlerin derecelendirilmesine bakan öğrenci gerçekte gasp olaylarının artmadığını görür. Diğer sorular da uygun deneylerle çözülebilmekte.

Listenin sonlarında yer alan Türkiyede öğrencilerin yarıdan fazlası (yüzde 53) matematikte birinci düzeyin altında kaldı. OECD ülkeleri ortalaması için bu oran yüzde 30un altındadır. Türkiyeyi diğer ülkelerden ayıran bir özellik, okul türleri arasındaki farklılıkların en büyük olduğu ülke olmasıdır. Japonyanın özellikle de matematikte hep üst sıralarda yer alması, durmadan çalışmayı gerektiren acımasız bir sisteme bağlanıyordu. Tokyodaki Suginami İlköğretim Okulunda yapılan bir ziyaret ilk başta bu önyargıyı kanıtlıyor gibi. Matematik dersi matematik sorularının sınıfça toplu halde çözülmesiyle başlıyor.

Bir öğrenci, örneğin 36 x 8 eşittir 288 dediğinde, dördüncü sınıfın geriye kalan tüm öğrencileri doğru diye yanıt veriyorlar.

Öğretmen Yasuho Arita sırayla herkesi kaldırıyor ve en sonunda tüm öğrenciler aynı soruları kendi kendilerine çözüyorlar ve Arita öğrencilerin başında kronometreyle bekliyor. Hesap alıştırmaları bittikten sonra Aritanın ilginç matematik dediği başlıyor.

Öğretmen tahtaya köşeli bir insan çiziyor. Öğrenciler bu figürü yap boz parçalarına benzeyen Tangram taşlarıyla biçimlendiriyorlar. Ve birdenbire Japonyadaki matematik dersinin sanıldığı gibi sadece katı kurallarla işlemediği ortaya çıkıyor. Arita, gayet cazip yöntemlerle öğrencileri matematiğe özendirmekte.

Ona göre tek başına mekanik alıştırma, zorlu matematik problemlerini çözme hevesini söndürmekten başka hiçbir işe yaramaz. Burada kişisel çaba gerekli. diyor Arita… Japon okullarındaki diğer önemli bir konu da problemlerin herkes tarafından tamamen anlaşılana dek sınıfça o problem üzerinde çalışılması.

Anlaşıldığı üzere Japon öğrenciler toplu halde alıştırma yapma ve ilginç matematikle biçimlenen matematik dersinin yararlarını görüyorlar. Oysa ülkemizde diğer derslerde olduğu gibi matematik de büyük ölçüde formüllerin ezberlenmesine dayanır. Müzik eğitimi alan bir öğrenciye yıllarca nota ezberletmeye benzeyen bu sistem, sanata, nefret duymaktan başka bir şey vermez. diyor Enzensberger.

Matematik korkutan bir ders olmamalı. Öğrencilerin sayılarla ilgili bilmece dünyasına olan meraklarını uyandırmak mümkün. Ve bu, sayılarla çevrili bir dünyada pek de şaşırtıcı olmasa gerek.

                                    ÇALIŞMA ORTAMI

Prof. Hasan Tan: “Ders çalışılacak mekanın, çalışmayı kolaylaştıracak şekilde düzenlenmesi ve çalışacak kişinin de çalışmaya hazır bedensel ve psikolojik atmosfere sokması lazımdır.” diyor.

Öyleyse çalışma ortamının temel özelliği ders çalışmayı kolaylaştırmak ve kişiyi çalışmaya hazır hâle getirmektir.  

Oda

Mümkünse özel bir çalışma odanız olmalıdır. Bu odayı sadece ders çalışmak için kullanmalısınız. Çalışma odanız öyle olmalıdır ki odaya girdiğinizde doğal olarak ders çalışma aklınıza gelmeli, ders çalışmaya vücudunuz kendisini uyarmalıdır.   Masa Çalışma odanızda ders çalışmak için kullanacağınız bir masa olmalıdır. Masa, pencere kenarından uzakta olursa dışarıya bakma gibi bir olasılıktan uzaklaşacağınız için ders çalışmaya daha kolay motive olursunuz ve konsantrasyonunuz bozulmaz.

Sandalye  

Odanızda  oturabileceğiniz bir sandalye olmalıdır. Sandalye yumuşak olmamalıdır. Hele koltuk türünde hiç olmamalıdır. Çünkü koltuk türü yumuşak oturaklar, ders çalışmanızı olumsuz etkileyecek niteliktedir. Böyle bir oturak örneğin uykunuzu getirebilir. Oturak, rahatsız edici derecede sert de olmamalıdır. Çünkü bu tür oturaklar da konsantrasyonunuzu bozar.  

Kitaplık

Küçük bir kütüphane (kitaplık), çalışma odasının temel eşyalarındandır. Bu kitaplıkta sadece ders çalışma kitaplarınız olmalıdır. Ayrıca çalışma sırasında kullanacağınız müsvedde kağıtlar ve diğer malzemeler de kütüphanede  olmalıdır.

Ders çalışma masasının üstü ise çok sade olmalıdır. Belki sadece bir ışık olmalıdır. Kalemlik dahi kütüphanede olmalıdır. Kalemlikte yeteri kadar kalem ve diğer gerekli eşyalar bulunmalıdır. 

Masada sadece o an çalışacağınız doküman ve  gerekli yardımcı materyaller bulunmalıdır. Bu materyaller çalışma sırasında kullanacağınız kitap, kalem, defter, cetvel ve benzeri araçlarla not almak için kullanacağınız kağıt, ayrıca da gerektiğinde hemen bakmanız için bir sözlüktür. Bunlar çalışırken el altında olmazsa çalışmanızı bölerek bunları aramak zorunda kalabilirsiniz.

Bu durum da konsantrasyonunuzu bozar; hatta olmayan şeyleri aramaya üşenebilir dolayısıyla da ders çalışmayı aksatabilirsiniz.  

Yatak, Televizyon, Bilgisayar

Çalışma odasında televizyon, yatak gibi çalışmanızı her an olumsuz etkileyebilecek, motivasyonunuzu bozup size uyuma gibi şeyleri hatırlatacak eşyalar bulunmamalıdır.

Televizyon, zamanınızı büyük ölçüde alan, bunu yaparken de pek fark ettirmeyen bir zaman hırsızıdır. Hiç televizyon seyretmeyin, demiyoruz. Mümkünse  televizyon programlarında seçici olmalı, izlemenizin size bir şeyler kazandıracağı programları seyretmeli, ama bunu  bir plân doğrultusunda yapmalısınız. Seyredeceğiniz programları ders çalışmanızı aksatmayacak şekilde günlük plana yerleştirmeli, plânda belirlediğiniz süreleri de aşmamalısınız.

Ders çalıştığınız odada televizyon seyretmemelisiniz. O odaya girdiğinizde sadece ders düşünmeli, zamanla o oda sizin için ders çalışmaya bir uyarıcı olmalıdır. Televizyon için anlatılanlar bilgisayar için de geçerlidir. Bilgisayara programda yer verdiğiniz kadar zaman ayrılmalısınız.

Bilgisayara bağımlı iseniz çalışma odanızda bilgisayar bulundurmamalısınız.  

MATEMATİK KAYGISI

Kaygı, üzüntü, tasa, sıkıntı, endişe demektir. Sıkıntı; değişik nedenlerden kaynaklanan ruhi yorgunluk anlamına gelmektedir. Tasa; keder, gam, kaygı, tedirgin edici durumdur. Endişe ise tasa, kaygı ve korku anlamlarını karşılar.

Eğer sınavlara hazırlanan öğrenci, sınavlar yaklaştıkça bu heyecanı artıyor; kendini kötü hissediyor, tedirgin ve güvensiz oluyor; ağlama duygusu gibi durumları sıkça yaşıyorsa “sınav kaygısı” duyuyor demektir.

·         Acaba kazanabilecek miyim?

·         Acaba kazanabilecek yeteneğe sahip miyim?

·         İstediğim okulu kazanabilecek miyim?

·         Kazanamazsam ne olur?

·         Kazanamazsam anneme babama ne derim?

·         Kazanamazsam arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakarım?

·         Kazanamazsam sokağa nasıl çıkarım?

·         Kazanamazsam arkadaşlarım, ailem, akrabalarım, öğretmenlerim hakkımda ne düşünür?

gibi düşünceler kaygının belirtisidir.

KAYGININ GİDERİLMESİ

Kaygı belki tamamen giderilemeyebilir; ama zararlı olmayacak ölçülere çekilebilir. Kaygıyı azaltma yöntemlerinin hepsinin amacı, kaygıya neden olan etkenleri belirleyip ortadan kaldırmak, böylece de kaygıyı gidermektir. Kaygıyı azaltabilmek için zihinsel, davranışsal ve bedensel bir takım etkinlikler yapılabilir.

Olumlu düşünün

Kişi, kaygının kaynağı olan düşüncelerle mücadele etmelidir. Neden böyle düşündüğünü belirlemekle işe başlayabilir. Daha sonra böyle düşünmenin kendisine ne faydası olduğunun kendi kendine sorup cevap arayabilir. Son aşamada ise zihninden geçen bu düşünceleri iyi, olumlu düşüncelerle değiştirmeyi deneyebilir. Lowell Peacock: “Başarılı insanı belirleyen ilk özellik tutumudur. Kişi olumlu tutum ve düşüncelere sahipse, zorluklarla uğraşmayı seviyor ve onların üstesinden gelmekten haz duyuyorsa, başarılarının yarısını gerçekleştirmiş sayılır.” diyor.

İnsanların içinde hep iki ses vardır. Biri felaket tellallığı yapar ve hep olumsuzluğun sesi olur. Diğeri ise hep iyi şeyleri söyler ve olumlu düşünür.  Örneğin test çözerken bir soruyu yanlış yapınca içerdeki olumsuz ses: “Sen zaten hep böylesin. Bu işi beceremeyeceksin. Bırak bu işi. Bari boşuna yorulma. Geri zekalı sen de!” benzeri sözler söyler. İyi ses ise:  “Ne olmuş yani bir yanlış yaptıysan! Bu yanlışlar, iyi ki sınavdan önce ortaya çıkıyor. Böylece sen eksikliklerini giderme imkanı buluyorsun.  Böylece sınava da tam olarak hazırlanmış oluyorsun. Önemli olan, bu yanlışlardan ders çıkarmak. Sen de onu yapıyorsun. Böylece sınava kadar bütün eksiklikleri tamamlayacaksın. Ders alınmış başarısızlık başarıdır.” şeklinde sözler söyler. Size düşen, olumlu düşüncenin sesini dinlemek; iyi sese kulak vermek; iyi sesin tarafını tutmaktır. Göreceksiniz ki bu tutum sizi çok rahatlatacak. Dr. Norma Vincent Peali: “Pozitif düşünmek pozitif sonuçlar üretir.”  diyor.

Kendinize güvenin

Kendinizi başkalarıyla kıyaslama sonucunda aklınıza gelen olumsuz düşüncelere karşı kendinizi savunun. Bu hatalarınızı savunun anlamına gelmez. Yapabileceğinize olan inancınızı tekrarlayın. “Arkadaşlarım benden iyi çalışıyor ve benden fazla net çıkarıyorlar.” şeklinde bir düşünce zihninizde belirince hemen kendinizi savunup “İyi ama ben onlardan sonra başladım, çalışmaya. Ben de sınava kadar bu plânlı çalışma temposuyla gidersem en az onlar kadar; hatta daha iyi hazırlanmış olacağım. Çünkü belli bir hedefe yönelik plânlı olarak çalışıyorum. Eksikliklerimi gideriyorum. Başaracağıma da inanıyorum.” türü düşüncelerle kendinizi kaygıya kapılmadan koruyabilirsiniz. Kendinizi küçümsemeyin. Monteigne: “Tabiatın insanlara en adilce dağıttığı nimet akıldır, çünkü hiç kimse kendi payından şikâyetçi değildir.” diyor.

Aklınıza çalışmalarınızla veya diğer etkinlikleriniz ile ilgili olumsuz düşünceler geldiğinde bardağın dolu tarafını düşünün. “Çok soru çözemiyorum. Denemelerden yüksek netler alamıyorum. Okuduğumu anlamıyorum. Ders çalışırken dalıp gidiyorum. Ben bu işi beceremeyeceğim.” benzeri düşünceler aklınızı kurcaladığında hemen aklınıza “ama” bağlacı gelsin. Hemen kendinizi toplayıp: “Ama ben kendime güveniyorum. Başarabileceğime de inanıyorum. Hem böyle sorunlarla herkes karşılaşıyor. Kazananların benden ne üstünlüğü var? Ben da çalışıyorum. Elbette bazı zorluklar olacak. Zorluklar başarının süsüdür. Ben bu engelleri aşabilecek güçteyim.” şeklinde şartlanmalarla kendinizi savunun. Kötü düşüncelerinizi zihninizde yenin. Onları ikna edin. Aynı düşünceler bir daha aklınıza geldiğinde “Ben senin hesabını görmüştüm. Biliyorsun.” deyin ve artık onlardan korkmayın.

 

“Motivasyon, sabrı korumak için gereken güveni geliştiren fikir ve tavırları besler.” Zig Zaglar

MOTİVASYON

Sang H. Kim motivasyonu, harekete geçmemize sebep olan karışık ve güçlü bir kuvvet, davranışlarımızın arkasındaki kuvvet; A. Woolfolk motivasyonu, davranışı yönlendiren içsel bir durum olarak tanımlamaktadır. J. Brophy ise öğrenme motivasyonunu, öğrenen bireyin öğrenme etkinliklerini anlamlı ve değerli bulması ve bunlardan akademik kazanımlar (derslerde başarı) elde etmesi olarak tanımlamaktadır.

Motive olarak ders çalışma, kişiyi başarıya göçtürecektir. Peki, çalışmaya nasıl motive olunur?

Çalışmayı ihtiyaç olarak görün

Çalışmaya motive olabilmek çalışmayı bir ihtiyaç olarak görmeye bağlıdır. Bunun için belirlenmiş bir hedef olmalıdır. Öğrenci bu hedefe ulaşmayı amaçlamalıdır. Hedefe ulaşmayı isteyen kişi bunun çalışmayla olduğunu düşünecektir.  Dolayısıyla çalışmak için gerekli olan davranışlara yönelecektir. Böylece motivasyon sağlanmış olacaktır.

Burada önem verilmesi gereken ve motivasyon için zemin oluşturan bir etken olan ilgidir. İlgi, herhangi bir nesne, obje, olay veya duruma karşı insanda sürekli var olan ve zor şartlarda da devam eden istek ve eğilimlerdir. Dolayısıyla ilgi, motivasyonu kolaylaştırır.

Hedefinizi parçalara bölün

Genel bir hedefin dışında motivasyon için, her dersten önce de çalışacağınız hedefi: “Şuraya kadar çalışacağım, şunun için…” deyip hedefinizi belirlemeniz gerekir.

Bir hedefe yönelik yapılmasın gerekenler size ağır gelebilir. Zorluklar size büyük, taşınmayacak bir yük gibi gelebilir. Bu durumda başarılabilir küçük hedefler belirleyin ve sadece o küçük hedeflere ulaşmayı düşünün. Küçük küçük hedeflerle bir de bakmışsınız büyük başarılara imza atmışsınız. Bu yöntemi ders çalışma da kullanabilirsiniz.

Hedefe ulaştığınızı hayal edin

Kişinin hayal gücü sayesinde hedefini gerçekleştirdiğini gözünün önüne getirmesi motivasyonunu sağlayacaktır. Yapılacak iş, hedefinize ulaştığınızı zihninizde canlandırmanız olacaktır.

Başarıyı hayal etmenin, kişinin kendisini başarılı olmuş bir kişi olarak zihninde canlandırmasının motivasyonu sağlayarak başarıya olumlu etkisi olduğu bilinmektedir.

Sizler de başarıya ulaşma yolunda motivasyon sorunu yaşadığınızda hemen hedefinize ulaştığınızı düşünün. Başarıya ulaşmış hâlinizi hayal edin.  Yararlı olduğunu göreceksiniz.

Grup çalışmasını deneyin

Sosyal uyum ve grup baskısı eğer doğru arkadaşlar seçilmişse çalışmaya başlamayı kolaylaştırır. Bir hedef doğrultusunda çalışan kişilerin yanında olmak kişide bir çalışma isteği doğurabilir.

 

 

 

“Zor iş, zamanında yapmamız gerekip de yapmadığımız kolay şeylerin birikmesiyle oluşur.” Henry Ford

PLÂN

Bir bina yapılırken,  bir yolculuğa çıkılırken, bir alışverişe  gidilirken plân yapılır ya da yapılması gerekir. Eğer plân yapılmazsa bina yıkılabilir, yolculukta hiç hesap edilmeyen aksilikler başa gelebilir, alışverişte beklenmedik sorunlar yaşanabilir. Cenap Şahabettin: “Başkası düştü mü ‘Çürük tahtaya basmasaydı.’ deriz. Kendimiz düşünce bastığımız tahtanın çürük olmasından şikayet ederiz.” diyor. Atılacak adımdan alınacak başarılı bir sonuç, iyi bir plânlamaya bağlıdır.

Gerek sınavlar gerekse başarılı bir okul yaşamı, hem sizin geleceğinizin hem de ülkemizin yarınlarının şekillenmesi açısından bir bina yapımından, bir yolculuğa hazırlanmaktan, bir alışverişten daha önemsiz değildir. Öyleyse belirlenen hedeflere ulaşmak için mutlaka bir çalışma plânına ihtiyaç vardır.

Okul eğitimi ve sınavlara hazırlık ciddi işlerdir. Okul eğitiminde ve sınavlara hazırlıkta başarıya ulaşmak, plânlı bir çalışmayla mümkündür. Plânlanmış bir çalışma, hedefe yönelik yapılacak işlerin etkili bir şekilde yürütülmesini sağlar. Plân; “nasıl”, “ne zaman” ve “nerede” , “hangi derse” çalışılacağına karar vermektir.

ÖN HAZIRLIK

Günlük, haftalık, aylık, dönemlik ve yıllık olmak üzere beş farklı türde hazırlanabilecek planların hepsinde bir ön hazırlık gerekir. Bu hazırlıkta planda bulunacak etkinliklerin belirlenmesi gerekir.

Bunun için,

·                     Hangi dersleri çalışacağınızı,

·                     Hangi saatlerde öğrenmenizin yüksek olduğunu,

·                     Hangi konulara çalışacağınızı,

·                     Hangi sosyal etkinliklere zaman ayıracağınızı,

·                     Kendinize ne kadar süre ayıracağınızı,

·                     Okuldaki yazılılarınızın ve sözlülerinizin ne zaman olacağını,

·                     Varsa ödev tarihlerinizi,

Kısacası ders, ders dışı ve kişisel etkinliklerden neleri gerçekleştireceğinizi, hangi sürelerle gerçekleştireceğinizi, hangilerinin sizin için öncelik oluşturduğunu belirlemeli ve bir yere not etmelisiniz.

Plânlama yapılırken de etkinlikleri plândaki uygun zamana yerleştirmelisiniz. Yapacağınız işler günlükse günlük plâna, haftalıksa haftalık plâna, aylıksa aylık plâna, dönemlikse dönemlik plâna, yıllıksa yıllık plâna yerleştirmelisiniz.

Örneğin dershaneye gidiyorsanız dershaneye birden fazla gün gideceğiniz için bunu haftalık plâna; yazılılarınız birçok haftaya dağıldığı için bunları aylık palana; gezi yapacaksanız bunun sayısı az olacağından yıllık plâna yerleştirmelisiniz.

 

Sınav kaygısı ile başa çıkmanın yolları

 

Yapabileceğinize de inansanız, yapamayacağınıza da inansanız haklı çıkarsınız. Öğrencilerin en fazla yakındıkları konuların başında “sınav kaygısı” gelmektedir… Başarıya ulaşmak için başarısızlık korkusunun, yani sınav kaygısının aşılması gerekmektedir.

“Yapabileceğinize de inansanız, yapamayacağınıza da inansanız haklı çıkarsınız.” (Henry Ford)

Sınavlar yaklaştıkça hemen hemen bütün öğrencilerimizin zihnini kurcalayan, uykularını kaçıran, moralini bozan, çalışmalarını aksatan, kâbuslara neden olan bir kaygı ortaya çıkar: “Ya kazanamazsam?”

Charles F. Kettering: “Eğer fırtına çıkınca yolcular gemiyi terk etmiş olsalardı, kimse okyanusu geçemezdi.” diyor.Demek ki başarıya ulaşmak için başarısızlık korkusunun, yani sınav kaygısının aşılması gerekmektedir. Eğer sınavlara hazırlanan öğrenci, sınavlar yaklaştıkça bu heyecanı artıyor; kendini kötü hissediyor, tedirgin ve güvensiz oluyor; ağlama duygusu gibi durumları sıkça yaşıyorsa “sınav kaygısı” duyuyor demektir.

Kaygılı öğrenci tipi

Kaygılı öğrenci sevecendir, acıma duygusu gelişmiştir. Kendisi gibi aile bireyleri için de üzülür. Arkadaş ilişkileri genellikle iyidir. Arkadaşları tarafından genelde sevilir.

Kaygılı öğrenci kurallara uymaya özen gösterir. Eleştirilmeye hazırlıksızdır, beğenilmek ister. Kaygı duyduğu konular rüyasına girer. Kaygılandığı konularda çok heyecanlanır, yerinde duramaz. Kısacası kaygılı öğrenci sürekli tedirgin olup, duygusal tepkileri abartılıdır. Kaygılı öğrenci, nedenini bilmediği korkular çeker. Soluğu yetmiyormuş gibi sık sık soluk alıp verir, terler.

Kaygılı öğrenciler, ailelerine bağımlıdır. Ailelerin kendilerine destek olmaları ve her zaman yanlarında olmalarını beklerler. Uykuları düzensizdir. Okul korkusu bu öğrencilerde daha çabuk gelişir.

Sınav kaygısı duyan öğrencilerin düşünceleri

·                     Acaba sınavı kazanabilecek miyim?

·                     Arkadaşlarım kazanır da ben kazanamazsam, onların arasında nasıl dolaşırım?

·                     Annem babam yemedi yedirdi, giymedi giydirdi, benim için her şeyi yaptılar, ellerindekileri avuçlarındakileri benim için harcadılar, bütün ümitlerini bana bağladılar, sınavı kazanamazsam onların yüzüne nasıl bakarım?

·                     Kafamı toplayamıyorum; okuduklarımı bir türlü anlayamıyorum, galiba sınavı kazanamayacağım, çalışmak istediğimde bu düşünceler aklıma geliyor ve çalışamıyorum, ne olacak benim hâlim?

·                     Daha hazır değilim, vakit de çok kısaldı, sınavı düşündükçe ruhum daralıyor, içim sıkılıyor, ne yapabilirim ki?

Kaygı veren düşüncelerin olumsuz sonuçları

Yukarıdakileri benzer düşüncelere kapılan kaygılı öğrenci, aslında bu düşüncelerle çalışmalarını olumsuz etkiler. Çünkü böyle düşünceler, öğrencinin kendine olan güvenini sarsar, çalışmalarını verimsiz kılar, sonuçta da başarısızlığa yol açabilir. Bu düşünceler her zaman aynı yoğunlukta olmaz. Bazen artar, bazen azalır.

Kaygının belirtileri

Genelde kalp atışlarının hızlanması, yüzde kızarma, avuç içinde terleme, baş ağrıları, baş dönmeleri, mide kasılmaları, titreme, güvensizlik gibi fiziksel değişiklere neden olan sınav kaygısından, öğrenci en kısa zamanda kurtulmalıdır. Bundan kurtulmak için de sınav kaygısına neden olan etkenleri bilmesi gerekir.

Kaygının etkileri

Yapılan araştırmalar, stres sırasında beyinde salgılanan maddelerin miktarındaki artışın öğrenmeyi olumlu etkilediğini ortaya koymuştur. Ancak öğrenme karmaşıklaştıkça ve öğrenme süresi uzadıkça yüksek kaygının öğrenmeyi zorlaştırdığı belirlenmiştir. Bu durumda kaygı düzeyi düşük olan öğrencilerin, kaygı düzeyi yüksek olan öğrencilerden daha başarılı olduğu tespit edilmiştir. Çünkü yüksek kaygı sırasında, beyinde salgılanan maddelerdeki artış, öğrenme süreci için gerekli olan protoin sentezini engelleyici boyutlara ulaşır.

Öyleyse sorumluluk duygusunu aşacak şekilde bir kaygı, başarıyı engelleyici bir saplantı hâline gelir.

Uzmanlar, kaygının öğrenci başarısını olumsuz etkilediğini tespit etmişlerdir. 1985 – 1986 eğitim öğretim yılında Türkiye’de sınavlara hazırlanan 5212 öğrenci üzerinde yapılan bir araştırmaya göre bu öğrencilerin kaygı düzeyi ameliyat olacak olan genel cerrahi hastalarının kaygı düzeyinden yüksek çıkmıştır. Almanya’da Erlangen Üniversitesi’nde tıp psikolojisi öğretim üyesi olan Siegfried Lehr, yaptığı araştırmalara dayanarak, sürekli stres altında yaşayanların beyinlerinin en geç 40 yaşından sonra gerileyeceğini söylemektedir. Öyleyse kaygıdan mutlaka kurtulmak gerekir.

Kaygının nedenleri

Kendine güvensizlik, karamsarlık, ailenin yanlış tutumları, daha önce yaşanmış başarısızlıkların takrarlanabileceği endişesi, beklentiler,imkansızlıklar, bilgisizlik… Kaygının daha pek çok sebebi olabilir. Örneğin hedefin belirsizliği, plânsızlık, çalışma metotlarını bilmemek, güvensizlik, danışılacak kişilerin olmaması, arkadaş çevresinin olumsuz telkinleri, öğrencinin önünde başarılı bir örnek olmaması, aile ve çevrenin bilinçsizliği, aileden kalıtım yoluyla getirilen davranışlar bunların arasında sayılabilir. Önemli olan kaygı yaşayan öğrencinin bu kaygısının nedeninin ne olduğunun tespit edilmesidir. Ondan sonraki aşama ise bu nedenlerin zararsız hâle getirilmesidir.

Kaygının giderilmesi

·                     Yapması gerekenleri uygulamak ve hedeflerine ulaşabilmek için gerekli plânlamayı yapmalı; bunun için de uzmanlardan (öğretmenler) gerekli bilgiyi almalı, yapacağı her şeyi onlara danışmalıdır. Emerson: “Korkunun kaynağı cehalettir.” diyor.

·                     Plânını uygulamayı başarabildiğini görünce kendine güveni gelecek, iş yapabilme becerisi gelişecektir. Kişinin kendine güveni gelmesi kaygıyı azaltacaktır. Ayrıca kişinin bir plân doğrultusunda doyurucu bir çalışma yapması, kaygısını azaltacaktır. Dale Carnegie: “Dertler için tek bir deva vardır, dünyanın bütün ilaçlarından iyidir: Çalışmak…” diyor.

·                     Kendine güven duygusu kaygıyı azalttığına göre, bu duyguyu geliştirici etkinliklere yönelmeli, eskiden başarılı olduğu etkinlikleri hatırlamalı, bunu tekrar yapabileceğine kendisini inandırmalıdır.

·                     Gerçekçi olmalıdır. Gerçekçi olunmazsa hedefe yönelik yetersiz çalışmalar güvenini kıracak, kendini beceriksiz hissetmesine yol açacaktır. Öyleyse kendini iyi tanımalı, kapasitesini iyi belirlemeli, bunun için de öğretmenlerinden destek almalıdır. Jonathan Swift: “Kimse görmek istemeyenler kadar kör değildir.” der. Gerçekleri görmek, başarıya kapı açar; kaygıyı azaltır.

·                     Saplantılardan kurtulmalıdır. Aklına gelen düşüncelere değil, yaptıklarına değer vermelidir. Gerçekçi, uygulanabilir bir plânla yapılan çalışmalar, kişinin aklına gelen olumsuz düşünceleri giderme bakımından etkili olacaktır.

·                     Ümitli olmalıdır. Ziya Gökalp: “Nice hastalıklar vardır ki onlara ilaç yerine ümit aşılamak daha hayırlıdır.” diyor. Kaygıyı da ümitle yenebilirsiniz. Ümidini kıracak düşüncelerden uzak durmalı, kendini planlı çalışmaya vermelidir.

·                     Kendine kendisi gibi olan, çalışkan arkadaşlardan oluşan bir grup kurmalı veya böyle bir grubun içinde yer almalıdır.

·                     Başkaları adına düşünmemeli: “Ne derler, ne düşünürler hakkımda?” gibi düşüncelere kapılmamalı, kendi yaptıklarına ve yapması gerekenlere bakmalıdır.

·                     Kişinin kararlı bir şekilde plânlı çalışması sonucunda: “Kazanmam için yapılması gereken ne varsa elimden geldiğince yapıyorum. Bana düşen bu. Bundan sonrası bana ait değil.” şeklindeki bir düşünceyi benimsemesi kişiyi vicdanen rahatlatır; kaygıyı da azaltır. Konfiçyüs: “Bilgi insanı kuşkudan, iyilik acı çekmekten, karalı olmak korkudan kurtarır.” der.

·                     Olayları abartmamalı, her şeyi kendi konumunda ve değerinde kabul etmelidir. Gereğinden fazla abartılan düşünce ve olaylar öğrenciyi kaygılandırır.

·                     Müziğe, spora, sosyal ve kültürel etkinliklere zaman ayırmalıdır.

·                     Sınavı kazananlarla konuşmalı, bu doğrultuda yapılan röportajları okumalı, onlardan ne yapılması gerektiğini öğrenmelidir.

·                     Kendinin bir birey olduğunu düşünmeli, kendini başkalarıyla karşılaştırmamalıdır. Kendini kendisiyle karşılaştırmalı, hedefe yönelik çalışmalarını gözden geçirmeli, ne kadarını gerçekleştirebildiğini belirlemeli, gerçekleştirmesi gerekenleri nasıl gerçekleştirebileceğini planlamalıdır.

·                     Hepsinden önemlisi de sınavın her şey olmadığını, hele hele zekâ durumunun asla sınavla ölçülemeyeceğini, sınavı kazanmak kadar kaybetmenin de normal olduğunu düşünmeli, kendini bu düşüncelere inandırmalıdır.

 

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.